0

Kendin ol; be yourself!

Selamun aleyküm! Nasılsınız ey cemaat-i müslimin? Biliyorum, uzun bir zamandır yine yoktum. Kafama koyduğum şeyleri yapmak konusunda bazen aylar, yıllar kadar gecikebiliyorum. Ama işte meşgale var diye hep. O meşgaleler zaten kafaları pırıl seviyede tuttuğu için buradaki terapiye ihtiyaç kalmıyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. Öyle olunca biliyorsunuz ki yazı yazamıyorum. Yani az çok anlamışsınızdır artık buraya yazı yazmak için gelme sebeplerimi. Gündem yoğunsa ben buralara çok yakınımdır… Çok dağılmadan, lafı da çok uzatmadan konuya dönelim. Bilirsiniz, tarz olarak genelde gördüğü ya da işittiği şeyi konu belirleyip yazan biriyim. Bir arkadaşımla dertleşirken söylediği bir cümlenin rüzgarı attı beni buralara. “Zor ya insan ilişkileri. Bi’ de herkes kendi olamıyor… Continue Reading

0

Kaynak-mesaj-alıcı paradoksu

Selamun aleyküm ihtiyarlar. N’aaaber? Ramazan geldi, biraz durağan bende işler. İşler dediğim hem şu sigortalı-maaşlı olan hem de yaşamsal döngü. Gece 12-1 sularında uyuyup sahura kalkıyorum. 2 saat mis gibi uyku çekmeme rağmen, sahurda yatıp aldığım 6 saatlik uyku bana dengesizlik getiriyor. Gün boyu esniyorum. Hayır beni tanıyanlar bilir, ben daima esnerim ama onun şu an konumuzla hiç alakası yok…

E diğer işe gelecek olursak da magazin Ramazan ayında ne kadar hızlı olabilir ki dememiz yetiyor. İş demişken, geçen bi’ habere falan mı ne giderken yolda aklıma geldi birden. Ne geldi diye soruyorsun, biliyorum. Yaklaşın; anlatıyorum… Continue Reading

2

Gülümsemek üzerine…

Adeti oldu artık buranın böyle giriş; selamun aleyküm… Nasssınız? İzin günümde evde boş boş vakit geçiriyorum ben de n’aaapim… Gün içi aktiviteler boş olsa da aslında kafa dolu. Birkaç şey takıldı kafama, cidden merak ettim. Bugüne kadar YouTube kanalları gibi sizlerden yorum, beğeni, geri bildirim vs. hiç istememiştim. Sanırım bu yazıda merakımı gidermek ve sorunları görebilmek adına böyle bir şeye başvurmam gerekecek. 2012 yılından beri, 6. yılı dolacak blogun, namütenahi bir şekilde bana katlanıp yazılarımı okuyorsunuz. Daima sizlerden gelen bir şey olmadan, kafama dank ettikçe yazdım. Ama bu sefer sizlerden bu yazıyı okuduktan sonra kendiniz için biçtiğiniz bir pay varsa benimle paylaşmanızı rica ediciiim. Neticede 3-5 avuç insan takılıyoruz burada, sizlerin de beni kırmayacağını düşünüyorum… Continue Reading

2

Askerlik Hatırası – 1

Ssselamun allleyküm! N’aaabıyonuz? Ben mesela bu satırları yazarken ofiste çalışıyorum. Daha doğrusu mesai saati içerisinde olduğum için çalışıyor görünüyorum. Malum Miraç Kandili, mübarek olsun, magazinsel mevzular dinlendiriliyor… İş falan erken bitince dedim unuttuğum bi’şey vardı, ona bi’ el atayım. Başlıktaki “1” konusu ise muamma ama enazından acemilik ve usta birliği olarak ayırsam bile 2 yazı çıkar ki bence çıkmalı. Biliyorsunuz beni, çok konuşan ama az yazan biriyim. Yazılarla sıkmayayım sizi…

Bu yazıyı 1 ay önce yazmış olsam biraz daha anlamlı olurdu da şu sıralar da bir yıldönümü geçmek üzere. 14 Nisan da yemin törenimizin 1. yıl dönümü. Acemiliğe başlayalı zaten oldu, ustaya adım atalı da 1. yılı dolduruyor. Zaman ne çabuk geçiyor be. Neyse… Continue Reading

0

La Casa de “Blog”

Selaaamun aleyküüümmm… Otobüs kapısı misali besmele çeken teyzeler gibi “Bisssmillah…” diyerek başladım bu yazıya. Hoşgeldiniz sayın eski ve yeni dinleyenler… Gördüğünüz üzere 8 Ağustos 2016’dan bu yana hiçbir şey yazmamışım. Mikemmel bir tablo diyemiyorum şelale sever dayımız gibi… Beni -siz eskiler- bilirsiniz, yazıya girmeden önce Allah’ın selamını verir öyle başlarım. Selamı verdik, sıra özette. Spoiler veriyorum; bu yazıda malum dizi hakkında bir gram bir şey bulunmamaktadır. Neden bu başlığı attın yavşak diye soranlarınız olacaktır. Yavşak diye sormazsanız iyi de… Neyse; son günlerde ota boka bu isimli konseptler yaptıkları için bu geldi aklıma. 19 ay sonra bloga ilk defa yazı yazıyorum ne başlığı atabilirim diye düşünemedim haliyle. Olsa olsa ihanet senaryosu olur. Nitekim biliyorsunuz ki burası benim için evlat gibiydi. Kah ağladık, kah güldük. Kah sevindik, kah ihanete uğradık. Birincilik alıp ödülle de taçlandırdık. Amma velakin ben burnu doğrultamadım son yıllarda işte… Continue Reading

2

Yalan söyleme bana…

yalan-adamSelamun aleyküm! Aleyküm selam demişsinizdir inşallah, ayıp yahu Allah’ın selamını verdik. N’aaabıyonuz? Ben karışık. O değil de şey, ben mezun oldum biraz. İzmir’deki zahmetli üniversite öğrencilik hayatım son buldu. Bursa’ya döndüm. Özüme sözüme döndüm, doğruyu yanlışı gördüm; aslan gibi geri döndüm! Son yazının üzerinden aşağı yukarı 2 ay geçmiş. Son yazı dediğim de şu kafamdan geçenleri yazdığım yazı. O kadar çok şey birikti ki… Arka arkaya eklesem hepsini buradan köye yol olur misali. Anlatabilecek miyim ondan da emin değilim ya; neyse… Continue Reading

0

İki teker dört tekere eşittir

iki-teker-dort-tekere-esittir

Türkiye’de araç kullanımı ciddi bir problem teşkil etmekte. Artan trafik kazaları, alkollü araç kullanımı ve trafik cezalarının yanı sıra motosiklet sürücülerinin yaşadığı sıkıntılar ciddi artış göstermekte. Binek araç sürücülerinin yollarda yok saydığı motosiklet sürücüleri, her gün onlarca kazadan kıl payı kurtuluyor.

Şehirleşmenin artmasıyla hızlı nüfus artışına paralel olarak trafikte de araç sayısı çoğalıyor. Özellikle büyük şehirlerde tutkunlarının yanı sıra trafikten kurtulmak isteyen çoğu kişi motosiklet kullanmayı tercih ediyor. Motosiklet tehlikeli bir taşıt olarak nitelendirilse de aslında yayaları ve trafiği rahatlatan, binek araçlara oranla çevreci bir ulaşım aracı. Ne yazık ki bu durumun aksine olaylar yaşanmakta. Continue Reading

1

Sevin anasını satayım!

cesaretin-var-mi-askaMasumane değil mi resim? İki çocuğun saf, berrak ve karşılıksız sevgisi. Bu dünyada eşi benzeri pek olmayan, yer yer varlığını yitiren bir kavram oldu artık aşk. Aşktan kasıt tabi ki saf ve karşılıksız olan sevgi. Karşılık giren her şey zaten kötüleşmiyor mu? Çıkar ilişkisine bürünüyor aniden. Yazık ediyor kendine. Konu neydi, ne yazacaktım inanın hiç bilmiyorum. Yazacak tek adres vardı, gerekenleri söyledik zaten bugüne kadar. Söyleyemediysek de bir sebebi vardır elbet. Bizim bile bilmediğimiz bir sebep… Önemli olan o adresten neler duyduğumuz. Duyamadıysak şayet, o zaman sıkıntı büyük azizim… Continue Reading

0

Bardağın dolu olmayan dolu tarafı…

iyiyse-hediyen-kotuyse-tecrubenİyi değilim. Siz iyisiniz, aslında halimize bin şükür. Ben de iyiyim. Ama mental olarak bitik haldeyim. Öyle yoruldum ki, köye yerleşme fikri bile ağır geliyor. Dinlenmek bile yorucu bir eylem halini alıyor. Bugün 330 km yol teptim Bursa’dan İzmir’e. 245 km boyunca hiç durmadım. Affedersiniz çişimin geldiğini bile anlamamışım. Çaktırmayın, işime gelmiyor… Ama durdum. Zor da olsa o 10 dakikalık molayı verdim. Diyorum ya, gerçekten halimize bin şükür. Ama bu biraz şımarıklık. Daima iyisini isteme arzusu ufak kötülükleri bile gözümüzde büyütüyor. Özümüze dönme ümidiyle… Continue Reading

0

Sevgi ve bağzı şeyler üzerine…

expecto-patronumMerhaba, sayın dinleyen. Nasılsın? Ben mahcubum epey… Dile kolay Aralık 29’dan beri açmamışım içimi. Hadi bloga olan mahcupluğu geçtim, bünyeme yazık. Ama alışıyor ya insan bi’ yerden sonra içine atmayı, ata ata bozuk para biriktirir gibi dertleri yüklenmeyi. Ya kambur oluyor sırtımızda ya da kanguru misali kesemizde taşıyoruz evladımız gibi… Dert de değil asıl şey. Üzülüyorum. Hale üzülüyorum. İnsanların bu iyiliğe, sevgiye kadir kıymet bilmeyen gözlerle bakmasına, ona umarsızca sahip olmasına üzülüyorum. Hak etmeyene verilen, hak edenin es geçildiği bu dünya düzenine kendi adıma üzülüyorum. Özür diliyorum… Continue Reading