2

Yalan söyleme bana…

yalan-adamSelamun aleyküm! Aleyküm selam demişsinizdir inşallah, ayıp yahu Allah’ın selamını verdik. N’aaabıyonuz? Ben karışık. O değil de şey, ben mezun oldum biraz. İzmir’deki zahmetli üniversite öğrencilik hayatım son buldu. Bursa’ya döndüm. Özüme sözüme döndüm, doğruyu yanlışı gördüm; aslan gibi geri döndüm! Son yazının üzerinden aşağı yukarı 2 ay geçmiş. Son yazı dediğim de şu kafamdan geçenleri yazdığım yazı. O kadar çok şey birikti ki… Arka arkaya eklesem hepsini buradan köye yol olur misali. Anlatabilecek miyim ondan da emin değilim ya; neyse… Continue Reading

0

Sevmekten korkulur mu?

kustan-kalpKorkulmaz! Selamun aleyküm… İlk defa destursuz direk başladım yazıya ama başlıktaki sorunun cevabını vererek giriş yapayım dedim. Gerçi bu cevabı pek benimseyememiş olsam da şu sıralar, mevcut durum bu yönde. Ürkmek tadında bir korku da değil bu. Olumsuzluğa alışmışlık diyebiliriz. Müzmin bekar, kronik yalnız ve sevgiden yoksun. Aynı kapıya çıkıyor hepsi benim nezdimde. Düşünüyorum bi’; nasıl seviyorduk? Cevap bulamıyorum. Hadi sevmeyi becerdik, bu sefer kaybetmemeyi nasıl başaracağız? Kaybetmeye alışmışız çünkü bu hayatta. Ya birilerini kaybetmişiz, ya kendimiz kaybolmuşuz. Üstelik hep 1-0 geriden başladığımız yetmiyormuş gibi bir de üzerine mağlup olmuşuz… Continue Reading

0

İlişkinin kötü gidişatına işaret eden 7 vak’a

kadin-erkek-iliskisiÖncelikle belirteyim; ilişkiniz varsa kötüye götürmeyin. Hele erkekseniz, karşı cins götünüzden kan alır vallahi! Bu sebeple dengeyi korumakta fayda var. Gözünüzde fazla büyütmeyin de. Akışına bırakın. Değerli biri eyvallah, ama kimse mükemmel değildir. İlişkiler hayatta insana moral veren dönemlerdir bence. Misal, blogda şuan 82 yazı var. Bu 82 yazıyı ben 3 yılda yazmışım. Fakat nereden baksanız 82 yazının çeyreği 3-4 ay süren bir flört dönemimde yazılmıştır. Saymadım ama yakındır yani. Sonra n’oldu? Hayat enerjisi azaldı, meşgale olmayınca bloga da sırt çevirmiş gibi oldum falan filan. Pişmanım tabi. Aslında yine yazardım da asıl mesele ilişkinin hayatımızın her alanında bize bir ivme kazandırması… Neyse gelelim 7 vakaya… Continue Reading

0

Ve beyin uzaklaşır…

kalp-beyin-loveDüşünüyoruz, o halde varız. Hatta insanız. Gerçi insan bedeninde olan herkes insan değil ya; fazla şaapmayalım o konuyu şimdi. Asıl mesele düşünce sistemimiz biraz da. Neremizle düşünüyoruz? Kaba etiyle düşünenlerin bol olduğu bir dünya zamanında yaşadığımız için alternatifimiz fazla. Bunlar saygı körü insanlar. Bir de gönül körleri var. Asıl meselemiz onlar. Beyinleri yerine kalpleriyle hareket ederler. Ayakları yerden kesilmiş, varlığını tamamen aşık olduğu veyahut kendisine ait hissettiği kişiye adamışlardır. Continue Reading

0

Geçmişi hatırlamaktan daha acısı unutmak…

unutmakSelamun aleyküm. N’aptınız? Sıkılmaya devam mı? Yalnızlık da tıkırında gidiyor dimi? Evet evet, her şey sıradanlığında ilerlemeye devam ediyor. N’apalım ihtiyar, yaşam bizim onu da mı yaşamayacağız?

Final haftası gelip çatmış üzereyken ben yine işsizliğin her türlü dibine vurdum. Geziyorum, tozuyorum hem de umarsızca. 5 sayfa araştırma haberi yazacak, en az 20 fotoğraftan fotoğraf öyküsü oluşturacak, gazete incelemesi yapacak ve web sitesini tamamlayacak olan ben değilmişim gibi. Üstüne üstlük bir de 5 sınava çalışacak olan… Hayat bi’ garip dostum!

Continue Reading

0

Uzansak mesela; sever miyiz?

sevmek-sevilmekBen çok aksattım buraları, demek ki hayatım çok boktan. Ha, eskiden de bok gibi monoton bir hayatım vardı da sanırım artık aksiyondan uzağım. Aksiyon dediğim de ya gönül işleri ya da sıradan olmayan ekstrem meseleler. Ampirikuku işler peşinde de koşmuyor değilim yeri gelince. Neyse, selamun aleyküm.

Gecenin 02:45’i olmuş daha yeni yazı yazmaya başlayabilmiş biriyim ve şuan kafam kış mevsimi satılan karpuzlar gibi saçma sapan bi’ halde. Günlerdir yazı yazmak istiyorum lakin konu bulamıyorum falan derken bugün gözüme çarpan ne kadar üzerinde yazı olan resim varsa masa üstüne attım. Malum, ilham kaynağı yok ya pek; o sebepten yazılara bakarım, biraz da kafa patlatırım belki bir şeyler çıkar ümidimi korudum bu saate kadar. Yanılmadım şükür, hadi bakalım… Continue Reading

0

Aşk kadının karnını doyurur mu?

ask-karin-doyurmaz

Kendimiz biriz, kendimize yeteriz. Çok güzel. Nereye kadar? Başka biri çıktığı zaman karşımıza, o hayatımızı alt üst eden kişi hani; ikinci arayışına girmiyor muyuz? Daha doğrusu artık onu bulduktan sonra arayıştan ziyade ona sahip olma, onu sahiplenme duygusuna girmiyor muyuz? Hiç derdimiz yokmuş gibi bir de ikincinin tasasını, yükünü sırtlanmaya çalışıyoruz.

İki olmak mecburiyet gibi geliyor bana. Bir geç aynanın karşısına. Bak kendine. Her ayak parmağından ikişer tane var, ayağından iki tane var, elinden iki tane var, elinin her parmağından ikişer tane var, iki memen var, iki kulağın var, iki gözün var, iki burun deliğin var. Dişlerin bile alt ve üst olarak iki sıradan oluşuyor. Hatta ve hatta genelde oturduğun ama arada beyin olarak kullandığın poponda bile iki lop var. Düz mantık bakarsan vücudun tam simetrik be kardeşim! Senin neden bir ikinciye ihtiyacın olmasın? Continue Reading

0

Dolu olan kalp daha değerli

yasak-erkeklerYazıya affınıza sığınarak başlıyorum. Devam etmekte olan, içinde görevli olarak bulunduğum sosyal sorumluluk projemiz ve 2 haftalık vize maratonu sebebiyle 2 hafta kadar boşladım burayı. Yazmak istediklerimi blog yerine ‘miniblog’ olan twitter‘da yazmayı tercih ettim; ki öylesi daha kolay ve rahat oldu o kargaşanın içindeyken…

Benim evin salonunda tam çaprazda duran ve tüm salonu çok iyi şekilde gören bi’ ikili koltuk var. Biraz eski ama keyfi çok gıcır. Yatsan kalkamazsın, o derece. O koltuğun bir başka değeri de ‘fikriyat’ meselesi bizde. Klasiktir, Cemo kafasına estikçe çıkar bana gelir. Gelmeden önce maksimum 5 saniye sürecek bir telefon görüşmesi yapılır, sonra oturulur o koltuğa konuşulur, dertleşilir, televizyon izlenir falan. İşte yine bu akşam bir şeyler konuşurken konu konuyu açtı, muhabbet başlıktaki ana düşünceye geldi. Bir erkek bir kadının kalbindeyse o erkek çok değerli imiş! Continue Reading

0

Komplike sevdalar bizi yaralar…

yalnizlikHer ihtiyarın ya da bize göre ihtiyar sayılabilecek yaştaki adamların çok sağlam klişe olan bir lafı vardır: “kadınları anlayamazsın evlat”. Niye? Aslında haklı gibi. Bir dakika, hazır siz de buradayken size de soralım, niye sizi anlayamıyoruz biz bacım? Nedir sizin derdiniz? Mazoşist olsanız, zararınız kendinize olur. Hayır, zaten sizi köpek gibi seven adamcağızları üzerek asıl zararı kendinize yapıyorsunuz da, o insanları harap etmekten de geri kalmıyorsunuz. Biz severiz arkadaş! Yeri gelir tam şarjın bitecekken girdiğin kafede şarj cihazını takabileceğin  priz yanı masayı sevdiğin gibi severiz; dönerin son lokmasına denk olarak biten ayranı sevdiğin gibi severiz. Biz çok severiz, fena severiz, en çok biz severiz. Ama siz anlamazsınız işte. Komplike sevdalar bizi yaralar sosyete kızı… Continue Reading

0

Bekleyecek bir şeyi olmamaktır zor olan…

unutmakMerhaba arkadaş! 28 Ocak’tan bu yana hiç kelam etmedim burada, biliyorum. Büyük ayıptı bu hem size hem kendime. Ancak güçlü sebeplerim de var elbet… Valide hanımın ufak bir ameliyatından mütevellit, tatilde evin yükü bir nevi 3 adama yüklendi. Temizlik yaptım la hep. Bir yandan da aktif grafik tasarım işlerime devam ediyordum. Malum, bizim şirketin organizasyonları Şubat ve Mart aylarında çok yoğun oldu; sabahlara kadar afiş tasarlamaktan ciğerim soldu! Tabi burayı da aksatmadım. Bir iç mimar edasıyla siteyi baştan aşağı değiştirdim paşam! Artık daha bir janjanlı oldu.

Ne yazmak konusunda düşünürken aklıma birden masaüstüne arşivlediğim resimler geldi. Genelde dizi repliklerinden oluşan ya da dizi karakterlerinin sözlerinin yazdığı resimler. Yürüyelim bakalım, nereye kadar gideceğiz…

Continue Reading