0

Bir İstanbul Macerası: Vestival!

velvet-villains-vestivalHi guys! The Mentalist izlemekten artık konuşmam değişecek. Selam genşler. Yazı yazmak geldi içimden. Aman diyeyim, kötü düşünmeyin. Melankoliden yazmıyorum bu gece. Hatunla aramız iyi tü tü tü meaşallah! Ya dedim ben iletişimci adamım. E 3-5 güne fotoğraf makinem de geliyor. O zaman yeni kategori açalım! Sosyal biri olmamama, bilgisayardan yatmak için kalktığımda uyuyana kadar telefonla sosyal medyaya devam etmeme rağmen ayy çok sosyalsin yeaa =)) durumlarıyla karşılaşıyorum. Tamam, geziyorum. Konserlere gidiyorum da gündelik zamanda sıfırım anasını satayım!

İşte bundan mütevellit ben de Maceralar kategorimi açmış bulunuyorum. Bu yazı ile de siftahını yapıyorum sizlerle beraber a dostlar! Hep beraber göreceğiz ne halt yediğimi. Yazı bulamazsam geçmiş zamanlarda yaptığım maceraları da yazarım artık buraya, sen de okursun di mi?

Bu yazımda kendimi olduğu gibi anlatmıştım sana. Ayrıntıyı yakaladıysan son kısımda da Vestival’den bahsetmiştim. Genel olarak doğduğumda bal tenekesi içine düştüğümü sanıyorsunuzdur ama valla öyle değil. Çekiyor beni. Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen Vestival için de öyle oldu. 4 tane kombine geldi la boru mu? (Kombinelere buradan ve şuradan bakabilirsiniz!)

Vestival’in yaptığı hashtag şeysinden 2 adet normal ayakta kombine kazanmıştım. İzmir’deki oda arkadaşımla gidecektim konsere, İstanbul’da onda kalacaktım. O da Radyo Fenomen’den 2 tane aynı kategoride kombine kazandı, iyi mi? Dedik biz de götürecek kimsemiz yok, son gün sayı 2’ye katlandı bu saatten sonra adam bulamayız, okutalım biletleri masrafımız çıksın. Eyvallah!

Kapıdaydık içeri girmek için bekliyorduk öyle avel avel, bi’ baktık Adil yani JoKaTo! Tokalaştık, iki kelam konuştuk. Hemen Orçun ağbiye, nam-ı diğer Taci Kalkavan‘a selamımı iletmesini rica ettim. Adam Bursa’ya 2 kere geldi 2’sinde de araba evde olmadığı için gidemedim yanına. Gönül koydu. Vestival’de onun sayesinde vardım, tweetlerimi o fark etti.

İlk gün içeri girdik, tabi girmeden önce 2 fazla kombineyi karaborsacılara kakaladık. Ucuza mucuza gitti ama olsun. Elimde kalacakmış az kaldı. Konsere ilgi çok azdı. Milliyet gazetesinin bu fotoğrafı her şeyi açıklıyor zaten… Konser alanlarından çektiğim fotoğraflara alan isimlerine tıklayarak bakabilirsiniz. Fotoğrafları alanların en önünden, bariyerlerin dibinden çektim. Çok enteresan olaylar oldu.

İlk olarak davetiyelerde yazdığı üzere normal ayakta kategorisinde izledik DJ performanslarını. Sağ tarafta VIP Teras’ta yine JoKaTo ve Taci Kalkavan. Yanlarında Argostroloji falan, fenomen tayfa takılıyorlar. Orçun ağbiye mesaj attım telefondan, tam karşındayım ağbi sağ olasın sayende buradayım diye. Etrafa bakınırken el ettim, gördü beni. Selam verdi o da, sonra Adil’e gösterdi beni. Tanıdı o da, sana selam söyledi falan dedi selamlaştık yine. Tam o sırada millet koşuşturmaya başladı. Bi’ baktık Cemo’yla, milleti sahne önü ile normal kısmın ortasındaki bölüme alıyorlar. Golden Circle oluyor organizasyon jargonunda. Bariyerin dibi olduğu için bariyer gözükmüyor fotoğrafta. Ön kısım tam sahne önü. Oraya da bi’ 5 dakika sonra falan geçtik. Alanlar ilgi azlığından dolayı boş diye kapış kapış 100 kişiyi falan en öne aldılar en arkadan! :D Diamond Circle fotoğrafı bu da. DJ Rugrat mi ne vardı o zaman Mc Rich ile birlikte. El uzatsam herif dokunurdu.

İşte Inna çıktı, coştuk biz bayağı. Hatunun duble hastasıyım ama ilk defa canlı izledim. Şansıma da bu mesafeden izledim iyi mi! :D Sahne bir de podyum şeklinde uzuyordu, sağ tarafımda kaldığı için biraz uzaktım ama olsun ya. :’)

Sıra Ne-Yo’ya geldi. O sahne alana kadar ateşli dansçı kızlar geldi ki sorma gitsin! :D Fotoğraf daha gündüz yaptıkları performansa ait ama olsun. Sonra da Armani Jeans lavukları geldi. Baklavalı, six packli, karizmatik herifler. Pantolon defilesinden sonra bi’ de boxer defilesi yapmazlar mı! Bazıları ellerindeki boxerları attı. Elemanlar Alman bebesi, sarışın falan. Pembe boxerla çıktı la sahneye. Rezillik!

Ne-Yo geldi sahneye. Ne-Yo Play Hard’ı önümde canlı söyledi ya, artık şarkıyı dinlemek kesmiyor beni yeminle. Ahanda herif yattı böyle sahneye, sleep on the floor… Acayip bi’ karizması var. Hareketleri çakma Michael Jackson ama iyiydi be. 50 Cent’e kalamadık. Totoşun ev Sarıyer’de olduğu için kazandığımız bilet paralarını taksiye yatırmayalım dedik, erken çıktık. Zaten kalabalık olmayınca eğlence çıkmıyormuş be!

Ertesi gün için de hevesim kaçtı. Sanatçıları Far East Movement, SkyBlu of LMFAO ve Akon’dı. Gündüz Taksim’de ve İstiklal’de gezdik biraz. Tekrar Küçükçiftlik Park’a geçtik. Giderken tabi Kabataş’ta iskeleden dönüş biletimi aldım. Cumartesi günü 18:30 Budo’suyla Bursa’ya döndüm. Dönmeden önce o günün biletlerini de sattık. İyi kazanç oldu 2 günde çaktırmayın. Ben olmayınca o da gitmek istemedi konsere. Uçuk line-up ve bilet fiyatları haliyle ilgiyi az tutmuştu. En pahalı alanlarda zaten niggalar vardı. Hatunlar ve elemanlar nereden geldiyse artık, almışlar en önden biletleri girmişler içeri. VIP Teras’ta Manuel Fernandes de varmış sonradan fotoğraflarını gördüm. Konserdeki fotoğraflarımın albümünün linkini de koyayım buraya —> gel gel gel güzelim… Fazla çekmedim haliyle.

Bunlar da yine bir İstanbul macerasından kalan fotoğraflarım… Bu arada, halkın takımı olduğu için İspanya’da Barcelona destekçisiyim. I am Culé de Barcelona t-shirt’ü. Culé İspanyolca ve Katalanca FC Barcelona demek oluyor.

Ayrıca konser boyunca ne MC’nin ne de sanatçıların ağzından düşmeyen ve DJ’lerin çaldığı her şarkıda geçen söz hala Cemo’yla beynimizde dönüyor. Maaakeee sooomeee noooiiiiissseeeee! (Biraz gürültü yapalım!)

1148188_365820763521416_638034480_n

IMG_20130830_222634

Emir Doğan

Bursalı. Ege Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisi. Afiş tasarımcısı. Amatör fotoğrafçı. Kafasına dank ettikçe blog yazarı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir