0

O beni seviyor, o beni seviyooor!

sevgi-fotoğrafBu kadar sık bloga yazmak ne benim harcım ne de bir alışkanlığım, ama yaptırıyorlar be dayı… Bak mesela bu olmayanı yapma işi bugün ilk değil. Hatırına çiğ tavuk bile yenecek insanlar olur ya, O’nun hatırı için ıspanaklı börek bile yedim! Seviyorsak demek ki; yani O’nu, böreği değil.

Malumunuz, üniversiteye yerleşti bu sene zat-ı muhterem nihayetinde. Aslında istemiyordum. Bir sürü yeni insan, yeni çevre falan. Kıskancım oğlum n’apayım! İşte dedik ilk aşk ilk heyecan, daha ilk telaşına ortak olayım istedim. Dün biraz zorlamayla kabul ettirdim kendimi. Sen de istedin ama canım kabul et… :p Uludağ Üniversitesi’ne gittik sabah kayıt için. Bir de bana gece diyor, sabah erken kalkma ben gider hallederim. Arayıp hadi gel demez mi 08:45’te? Aradığı gibi kalkıp 10 dakikada jet gibi hızla saçlarımı yıkayıp hazırlandım ve çıktım evden. Şansıma alt komşumuz arabayla işine gidiyordu, geçerken metroya fırlattı beni. Continue Reading

6

“Sevecek beni, çok sevecek” derken…

kafa-karisikligiUzun süredir yazmadığımın farkındayım. Hem aklımdan hem de davranışlarımdan seziyorum bunu. İçimde öyle bir sıkkınlık ve bunalmışlık var ki, zor dayanıyorum. Çok zor… Çünkü yazı için her zaman laps diye fotoğraf ve isim bulabilen ben, küfür ettim. Evet evet ettim. Ederek de buldum. Fotoğrafı aldığım kaynak sitenin sayaç istatistiklerine baksa sahibi kim bu gerizekalı der. Kafamı si*eyim yazdım ve aradım. Google da benimle aynı kafada olacak ki karşıma bunu çıkardı. Helal! İsmi bulma meselem de çok garip. İçimdeki dert bir yana, dinlediğim şarkı etkili oldu. Çok sardım bu şarkıya bu hafta. İçindeki bir sözü tam başlık düşünürken işittim kulaklığımın derinlerinden: “… sevecek beni, çok sevecek derken…

Şarkı, laptopun ışığıyla aydınlanan koyu karanlık bir oda, dertler derya. Her şey hazırsa o halde başlayalım yazmaya değil mi ama? Dert ki ne dert… Continue Reading

0

Ne yapayım ki ben şimdi?

what the fuck?Canlılar doğada yaşıyor. E her canlı da kendi doğası gereği kendine özgü davranışlar sergiliyor. Bu davranışlar aynı tür içinde bile farklılık gösterebiliyor. İnsan olarak aynı tür olsalar da Ali ile Ahmet’in kendilerine özgü olan farklı davranış sergilemeleri gayet aşikar.

Baba olay öyle bir şey ki, farklıyım ya. Kendime özgüyüm. Tipi karikatür gibi olan insanlar var ya, onlar farklı olur biraz; tipim haricinde yaşamım öyle benim işte. Karakterim öyle. Değiştiremeyiz ki değil mi? Herkes kalkıp da “takma be oğluuum” diyor bana. Ulan benim olayım bu. Takıyorum. Sayıyorum, görüyorum, fil gibi hafızayla hatırlıyorum, unutmuyorum, soruyorum, sorguluyorum, merak ediyorum, araştırıyorum. Özünde ise içimi rahatlatıyorum. Ben böyleyim. Ne kendimi sorgularım lan niye böyle yapıyorum? diye, ne de başkasına düşer bu.

Continue Reading

0

Akıl Sır Ermez Yaratıklar: Kızlar!

vektörel-kizOysa ki ne emindim kendimden… Hala eminim. Ufak sapmalar hariç tam not veriyorum kendime. Tanıyorum yani kızları. İlişki konusunda kızları anlatırken bu yazımda bahsetmiştim kendilerinden. Ya arkadaş, siz hiç mi doğru olmazsınız? Her davranışınızda bir tarafınız eğri olmak zorunda mı? Dosdoğru bir olayınız yok. Size değer veririz, niye veriyorsun olur. Size üzülürüz, niye üzülüyorsun olur. Üzülmesek, takmasak kafaya duygusuz ve bencil oluruz. Değer vermesek sevmiyor oluruz, aldatıyor oluruz. Siz nesiniz allasen? Kedi götünü görmüş, yaram var demiş değil mesele. Hayır abicim, hiçbiriniz dikiş tutturmuyorsunuz. Sonra da tü kaka erkekler. Oluruz tabi anasını satayım. Ulan bir insan tarafından, olağanüstü şekilde sevilmek nasıl bir duygudur bilir misiniz? Bilmezsiniz. Çünkü sevgi gördüğünüz zaman götü-başı dağıtırsınız. O sevgiyi tadamazsınız.  Continue Reading