0

Gülümsemek üzerine…

Adeti oldu artık buranın böyle giriş; selamun aleyküm… Nasssınız? İzin günümde evde boş boş vakit geçiriyorum ben de n’aaapim… Gün içi aktiviteler boş olsa da aslında kafa dolu. Birkaç şey takıldı kafama, cidden merak ettim. Bugüne kadar YouTube kanalları gibi sizlerden yorum, beğeni, geri bildirim vs. hiç istememiştim. Sanırım bu yazıda merakımı gidermek ve sorunları görebilmek adına böyle bir şeye başvurmam gerekecek. 2012 yılından beri, 6. yılı dolacak blogun, namütenahi bir şekilde bana katlanıp yazılarımı okuyorsunuz. Daima sizlerden gelen bir şey olmadan, kafama dank ettikçe yazdım. Ama bu sefer sizlerden bu yazıyı okuduktan sonra kendiniz için biçtiğiniz bir pay varsa benimle paylaşmanızı rica ediciiim. Neticede 3-5 avuç insan takılıyoruz burada, sizlerin de beni kırmayacağını düşünüyorum… Continue Reading

0

Maziye gülüp geçebilmek…

bakismak-yumurta-kafaBen kaderci bir insanım. Attığım her adımın kaderle bir bağlantısı vardır. Bu adımlar karşıma hep bir şeyler çıkartır ve bana bir şeyler sunar; tabi bu benim tanımlamam. Bir yere geciktiysem şayet, yürüyeceğim o yolda bir şeyle karşılaşmam ya da karşılaşmamam gerekiyordur; o yüzden ben de gecikme yaşamışımdır diye düşünürüm.

Geçenlerde çarşıya çıktım. Bedestende bir müşterime uğramam gerekiyordu.  Geleceğimden haberi vardı ama ben geldiğimde dükkanda yoktu. Ben de boş beklemek yerine çıktım Heykel’e. 3 banka hesabı olunca 3 ayrı derdi oluyor insanın. ATM’lerde para transferlerimi gerçekleştireyim dedim. Son durağım Ziraat Bankası oldu. İşte can alıcı nokta burası. Hep, neden benim başıma gelmiyor bu “ulan dünya amma küçükmüş ya” durumu derdim kendi kendime. Çok şaapmamak lazımmış demek ki… Continue Reading