0

Sevmekten korkulur mu?

kustan-kalpKorkulmaz! Selamun aleyküm… İlk defa destursuz direk başladım yazıya ama başlıktaki sorunun cevabını vererek giriş yapayım dedim. Gerçi bu cevabı pek benimseyememiş olsam da şu sıralar, mevcut durum bu yönde. Ürkmek tadında bir korku da değil bu. Olumsuzluğa alışmışlık diyebiliriz. Müzmin bekar, kronik yalnız ve sevgiden yoksun. Aynı kapıya çıkıyor hepsi benim nezdimde. Düşünüyorum bi’; nasıl seviyorduk? Cevap bulamıyorum. Hadi sevmeyi becerdik, bu sefer kaybetmemeyi nasıl başaracağız? Kaybetmeye alışmışız çünkü bu hayatta. Ya birilerini kaybetmişiz, ya kendimiz kaybolmuşuz. Üstelik hep 1-0 geriden başladığımız yetmiyormuş gibi bir de üzerine mağlup olmuşuz… Continue Reading

0

İlişkinin kötü gidişatına işaret eden 7 vak’a

kadin-erkek-iliskisiÖncelikle belirteyim; ilişkiniz varsa kötüye götürmeyin. Hele erkekseniz, karşı cins götünüzden kan alır vallahi! Bu sebeple dengeyi korumakta fayda var. Gözünüzde fazla büyütmeyin de. Akışına bırakın. Değerli biri eyvallah, ama kimse mükemmel değildir. İlişkiler hayatta insana moral veren dönemlerdir bence. Misal, blogda şuan 82 yazı var. Bu 82 yazıyı ben 3 yılda yazmışım. Fakat nereden baksanız 82 yazının çeyreği 3-4 ay süren bir flört dönemimde yazılmıştır. Saymadım ama yakındır yani. Sonra n’oldu? Hayat enerjisi azaldı, meşgale olmayınca bloga da sırt çevirmiş gibi oldum falan filan. Pişmanım tabi. Aslında yine yazardım da asıl mesele ilişkinin hayatımızın her alanında bize bir ivme kazandırması… Neyse gelelim 7 vakaya… Continue Reading

0

İyilik yapıp attığımız denize işemeseler bari…

iyilik-yap-denize-atYaz yaz yaz bi’ kenara yaz bütün sözlerimi diyemedim kendime son birkaç aydır. Aklıma gelen ne varsa hiç not almadım. Normalde ya konu başlığı dank ederdi kafama ya da güzel bir resim bulur onu kaydederdim bilgisayara. Sonra da başlardım parmakları klavyeye vurmaya. Avareye estirir idim yani, bilirsiniz…

Hal böyle olunca yazamadım, içimde birikti. Yeri geldi bana değer veren eşe dosta anlattım da akıttım zihnimden bunları. Kafadan kurtuluşu olmadı mı beni fena kurcalıyor bunlar. Sonra gece gece tribe girip birilerine kuruluyorum ki sorma gitsin! Continue Reading

0

Ve beyin uzaklaşır…

kalp-beyin-loveDüşünüyoruz, o halde varız. Hatta insanız. Gerçi insan bedeninde olan herkes insan değil ya; fazla şaapmayalım o konuyu şimdi. Asıl mesele düşünce sistemimiz biraz da. Neremizle düşünüyoruz? Kaba etiyle düşünenlerin bol olduğu bir dünya zamanında yaşadığımız için alternatifimiz fazla. Bunlar saygı körü insanlar. Bir de gönül körleri var. Asıl meselemiz onlar. Beyinleri yerine kalpleriyle hareket ederler. Ayakları yerden kesilmiş, varlığını tamamen aşık olduğu veyahut kendisine ait hissettiği kişiye adamışlardır. Continue Reading

2

Hata yapmak mı, hata yapmaktan korkmak mı?

tumblr_m9zo5fTcFt1rwx3apBu yazın popüler şarkısı gibi gözükse de, aslında tam olarak beni anlatıyor ‘İltimas’… Hayatımı yaşadığım şu ana kadar anlatacak olursam; genel hatlarıyla kendime saygım olmayan bir hayat yaşadım diyebilirim. Çünkü hep karşımdaki insanı düşündüm. Hala da düşünürüm. Onun iyiliğine, mutluluğuna çabalarım. Kısacası bu kısıtlı dünya zamanımda başkaları için uğraşan biriyim; biriydim. Leyla ile Mecnun’un meşhur repliğini hatırlarsak silktim kendimi. Artık kendimi düşünmeye başladım. Tabi bencil olmadan…

Eskiden olsa kalbim kırılsa dahi inerdi yelkenlerim suya. Çabuk yumuşardım. Çok değer verirdim çünkü. Bu yüzdendir ki en büyük hatam insanlardan benim onlara davrandığım gibi davranmalarını beklemek… Erkek arkadaşı için en yakın arkadaşını, hem de benim için babamdan sonra gelen ilk erkeksin dediği, adamı itin tenasül uzvuna sokup çıkartan dost bildiklerimiz, ilgi bulunca kıçı başı ayrı oynayan ama kendince ağır başlı olan sevgi pıtırcıklarımız ve daha nicesi… Böylelerine hep iltimas gösterdim. Ama dur dedim kendime. Yapma artık… Continue Reading

0

Maziye gülüp geçebilmek…

bakismak-yumurta-kafaBen kaderci bir insanım. Attığım her adımın kaderle bir bağlantısı vardır. Bu adımlar karşıma hep bir şeyler çıkartır ve bana bir şeyler sunar; tabi bu benim tanımlamam. Bir yere geciktiysem şayet, yürüyeceğim o yolda bir şeyle karşılaşmam ya da karşılaşmamam gerekiyordur; o yüzden ben de gecikme yaşamışımdır diye düşünürüm.

Geçenlerde çarşıya çıktım. Bedestende bir müşterime uğramam gerekiyordu.  Geleceğimden haberi vardı ama ben geldiğimde dükkanda yoktu. Ben de boş beklemek yerine çıktım Heykel’e. 3 banka hesabı olunca 3 ayrı derdi oluyor insanın. ATM’lerde para transferlerimi gerçekleştireyim dedim. Son durağım Ziraat Bankası oldu. İşte can alıcı nokta burası. Hep, neden benim başıma gelmiyor bu “ulan dünya amma küçükmüş ya” durumu derdim kendi kendime. Çok şaapmamak lazımmış demek ki… Continue Reading

0

Geçiyordum, hayal kırıklığına uğradım

hayal-kirikligi“Hayat gelip geçici bir şey, insanlar da öyle. Pek kafaya takmamak lazım…” Bu tarz cümleler çok tanıdık gelmiştir size. Bazen ıvır zıvır kategorisinde olan, kulak ardı edilen sözlerden biri olur. Öyle, ama dinleyemiyoruz işte bazen kendi dilimizi bile.

İnsan gelip geçici demişken, biz de uğruyoruz bazen kimilerinin kalbine. Çalıyoruz gönüllerinin kapılarını. Bir kısmı bizi kabul ediyor tanrı misafiri niyetine, hatta yeri geliyor baş tacı yapıyor; lanet olası iğrenç budalası bir kısmı da def ediyor. Eyvallah, herkes bizi kabul etmek zorunda değil de, be arkadaş bu kadar da geri zekalı olunmaz ki? Continue Reading

0

Geçmişi hatırlamaktan daha acısı unutmak…

unutmakSelamun aleyküm. N’aptınız? Sıkılmaya devam mı? Yalnızlık da tıkırında gidiyor dimi? Evet evet, her şey sıradanlığında ilerlemeye devam ediyor. N’apalım ihtiyar, yaşam bizim onu da mı yaşamayacağız?

Final haftası gelip çatmış üzereyken ben yine işsizliğin her türlü dibine vurdum. Geziyorum, tozuyorum hem de umarsızca. 5 sayfa araştırma haberi yazacak, en az 20 fotoğraftan fotoğraf öyküsü oluşturacak, gazete incelemesi yapacak ve web sitesini tamamlayacak olan ben değilmişim gibi. Üstüne üstlük bir de 5 sınava çalışacak olan… Hayat bi’ garip dostum!

Continue Reading

0

Uzansak mesela; sever miyiz?

sevmek-sevilmekBen çok aksattım buraları, demek ki hayatım çok boktan. Ha, eskiden de bok gibi monoton bir hayatım vardı da sanırım artık aksiyondan uzağım. Aksiyon dediğim de ya gönül işleri ya da sıradan olmayan ekstrem meseleler. Ampirikuku işler peşinde de koşmuyor değilim yeri gelince. Neyse, selamun aleyküm.

Gecenin 02:45’i olmuş daha yeni yazı yazmaya başlayabilmiş biriyim ve şuan kafam kış mevsimi satılan karpuzlar gibi saçma sapan bi’ halde. Günlerdir yazı yazmak istiyorum lakin konu bulamıyorum falan derken bugün gözüme çarpan ne kadar üzerinde yazı olan resim varsa masa üstüne attım. Malum, ilham kaynağı yok ya pek; o sebepten yazılara bakarım, biraz da kafa patlatırım belki bir şeyler çıkar ümidimi korudum bu saate kadar. Yanılmadım şükür, hadi bakalım… Continue Reading

0

Aşk kadının karnını doyurur mu?

ask-karin-doyurmaz

Kendimiz biriz, kendimize yeteriz. Çok güzel. Nereye kadar? Başka biri çıktığı zaman karşımıza, o hayatımızı alt üst eden kişi hani; ikinci arayışına girmiyor muyuz? Daha doğrusu artık onu bulduktan sonra arayıştan ziyade ona sahip olma, onu sahiplenme duygusuna girmiyor muyuz? Hiç derdimiz yokmuş gibi bir de ikincinin tasasını, yükünü sırtlanmaya çalışıyoruz.

İki olmak mecburiyet gibi geliyor bana. Bir geç aynanın karşısına. Bak kendine. Her ayak parmağından ikişer tane var, ayağından iki tane var, elinden iki tane var, elinin her parmağından ikişer tane var, iki memen var, iki kulağın var, iki gözün var, iki burun deliğin var. Dişlerin bile alt ve üst olarak iki sıradan oluşuyor. Hatta ve hatta genelde oturduğun ama arada beyin olarak kullandığın poponda bile iki lop var. Düz mantık bakarsan vücudun tam simetrik be kardeşim! Senin neden bir ikinciye ihtiyacın olmasın? Continue Reading