0

Bardağın dolu olmayan dolu tarafı…

iyiyse-hediyen-kotuyse-tecrubenİyi değilim. Siz iyisiniz, aslında halimize bin şükür. Ben de iyiyim. Ama mental olarak bitik haldeyim. Öyle yoruldum ki, köye yerleşme fikri bile ağır geliyor. Dinlenmek bile yorucu bir eylem halini alıyor. Bugün 330 km yol teptim Bursa’dan İzmir’e. 245 km boyunca hiç durmadım. Affedersiniz çişimin geldiğini bile anlamamışım. Çaktırmayın, işime gelmiyor… Ama durdum. Zor da olsa o 10 dakikalık molayı verdim. Diyorum ya, gerçekten halimize bin şükür. Ama bu biraz şımarıklık. Daima iyisini isteme arzusu ufak kötülükleri bile gözümüzde büyütüyor. Özümüze dönme ümidiyle…

Gelelim asıl meseleye. “Polyannacılık” tabiri kadar nefret ettiğim başka bir şey yok. Popüler kültür ile birlikte dillere pelesenk olmuş bu tabir, naif bir duyguyu köreltmek isteyenlerin kitle imha silahı sanki. Onun orijinal hali şükretmek. Olduğuyla yetinmek, varlığını kabul etmek. Bardağın dolu olmayan tarafı fiziksel olarak boş olsa da bir doluluk var. Edebiyat ya da fizik-kimya parçalamaya hacet yok fakat anladınız siz. Kendinizden biliyorsunuz çünkü…

Biraz silkelenin. İnanın. Hayal kurun. Plan yapın. Başarmanın yarısı falan demiyorum, başarmanın asıl anahtarı inanmak. Ben de biliyorum benden bir bok olmayacağını. Ama geriye dönüp de yaptıklarıma bakınca çevremde onların daha ilk adımına erişememiş onlarca insan görüyorum ki… Kendimi matah bir şey de sanmıyorum fakat gerçeğin farkına varıyorum. Bardağın boş kısmındayım, eyvallah. Dolu olan kısma göre faydasız bir haldeyim. Fakat bardağın içinde boşluk da olsam ben o bardağın içindeyim. Dışında olanlara nazaran bir şeyler başarmışım.

Kader ağlarını her vakit örüyor. Karşımıza yeni fırsatlar, yeni insanlar çıkıyor. Aç kapıyı Veysel Efendi! Yık tabularını. Kır zincirlerini. Allah yazmış kaderine, akışına bırak yaşa sen de. İyi biriyse “Allah’ım şükürler olsun!” dersin, hediyeni kabul edersin. Kötü biriyse de “Tekrarlamamalıyım…” dersin, tecrübe edinirsin. Hiçbir şey, hiçbir kimse durduk yere var olmaz. Her şeyin görünen ya da görünmeyen sebebi, sebepleri vardır. Siz yaşamayı bilin.

P.s: Bardağın içinde de olabilirsin, dışında da. Önemli olan var olman…

Emir Doğan

Bursalı. Ege Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisi. Afiş tasarımcısı. Amatör fotoğrafçı. Kafasına dank ettikçe blog yazarı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir