0

Kaynak-mesaj-alıcı paradoksu

Selamun aleyküm ihtiyarlar. N’aaaber? Ramazan geldi, biraz durağan bende işler. İşler dediğim hem şu sigortalı-maaşlı olan hem de yaşamsal döngü. Gece 12-1 sularında uyuyup sahura kalkıyorum. 2 saat mis gibi uyku çekmeme rağmen, sahurda yatıp aldığım 6 saatlik uyku bana dengesizlik getiriyor. Gün boyu esniyorum. Hayır beni tanıyanlar bilir, ben daima esnerim ama onun şu an konumuzla hiç alakası yok…

E diğer işe gelecek olursak da magazin Ramazan ayında ne kadar hızlı olabilir ki dememiz yetiyor. İş demişken, geçen bi’ habere falan mı ne giderken yolda aklıma geldi birden. Ne geldi diye soruyorsun, biliyorum. Yaklaşın; anlatıyorum… Continue Reading

2

Askerlik Hatırası – 1

Ssselamun allleyküm! N’aaabıyonuz? Ben mesela bu satırları yazarken ofiste çalışıyorum. Daha doğrusu mesai saati içerisinde olduğum için çalışıyor görünüyorum. Malum Miraç Kandili, mübarek olsun, magazinsel mevzular dinlendiriliyor… İş falan erken bitince dedim unuttuğum bi’şey vardı, ona bi’ el atayım. Başlıktaki “1” konusu ise muamma ama enazından acemilik ve usta birliği olarak ayırsam bile 2 yazı çıkar ki bence çıkmalı. Biliyorsunuz beni, çok konuşan ama az yazan biriyim. Yazılarla sıkmayayım sizi…

Bu yazıyı 1 ay önce yazmış olsam biraz daha anlamlı olurdu da şu sıralar da bir yıldönümü geçmek üzere. 14 Nisan da yemin törenimizin 1. yıl dönümü. Acemiliğe başlayalı zaten oldu, ustaya adım atalı da 1. yılı dolduruyor. Zaman ne çabuk geçiyor be. Neyse… Continue Reading

0

La Casa de “Blog”

Selaaamun aleyküüümmm… Otobüs kapısı misali besmele çeken teyzeler gibi “Bisssmillah…” diyerek başladım bu yazıya. Hoşgeldiniz sayın eski ve yeni dinleyenler… Gördüğünüz üzere 8 Ağustos 2016’dan bu yana hiçbir şey yazmamışım. Mikemmel bir tablo diyemiyorum şelale sever dayımız gibi… Beni -siz eskiler- bilirsiniz, yazıya girmeden önce Allah’ın selamını verir öyle başlarım. Selamı verdik, sıra özette. Spoiler veriyorum; bu yazıda malum dizi hakkında bir gram bir şey bulunmamaktadır. Neden bu başlığı attın yavşak diye soranlarınız olacaktır. Yavşak diye sormazsanız iyi de… Neyse; son günlerde ota boka bu isimli konseptler yaptıkları için bu geldi aklıma. 19 ay sonra bloga ilk defa yazı yazıyorum ne başlığı atabilirim diye düşünemedim haliyle. Olsa olsa ihanet senaryosu olur. Nitekim biliyorsunuz ki burası benim için evlat gibiydi. Kah ağladık, kah güldük. Kah sevindik, kah ihanete uğradık. Birincilik alıp ödülle de taçlandırdık. Amma velakin ben burnu doğrultamadım son yıllarda işte… Continue Reading